Kara Delik = Başka Bir Evrene Giriş Kapısı mı?

Evrenin başlangıcını Big Bang ile kabul ediyoruz ve bu en basit tanımı ile enerjinin çok yoğun ve büyük olması fakat hacimsel olarak yetersizlik ve daha sonrasında dışarı dağılmasıdır. Bu bir evrenin yaratılışı fakat bu yaratılan evrenin içinde bile buna benzer özellikler gösteren konumlar var her şeyi içine doğru çeken her şeyi soğuran ve etrafına gelen hiçbir şeyin kaçamadığı evet onlara Kara Delik adını veriyoruz. Tek bir evrenin içinde bile bir sürü kara delik mevcut bu durum da Kara Deliklerin çalışma prensibini Big Bang olarak görebiliriz ve bu bizi her bir kara deliği aslında birer yeni evren başlangıcı olarak görmemizi sağlar mı? Ya her bir Kara Delik aslında yeni evrenler için birer giriş kapısıysa ve kendi evrenimizde daha doğrusu görebildiğimiz evrende bile bir sürü kara delik mevcutken bunların kendi içinde her zaman katlanarak çoğaldığını kabul edersek. Bu noktada var olan evrenlere ne isim vermeliyiz diye düşünüyordum ve şöyle bir terim uydurdum kendimce:


Çakışık Evren = Kara deliklerin kapı olarak kullanan diğer evrenler.


Ve bizim bu açgözlü uzay cisimlerimiz milyonlarca G basınç uygulayarak etrafına yaklaşan her şeyi içine çekiyor, soğuruyorsa ki buna hız konusunda limit olarak kabul ettiğimiz ışık bile dahil. Şimdi hatırlamamız gereken yasa ‘Enerji yoktan var, vardan yok olmaz.’ E bu durumda bu soğurulan enerjiye ne oluyor. Şu an için bu enerji hakkında yapabileceğimiz tek şey teoriler üretmek çünkü daha fotoğrafını bile yeni çekebildiğimiz bir uzay cisminin içine girmek için teknolojinin daha fazla gelişmesi gerekiyor. Ama bu konu da en fazla kabul görmüş teorileri üreten kişi ‘Stephen Hawking’ bu cisimleri kuantum mekaniğinde inceleyerek devasa büyüklükleri en minimal mekaniklerin etkileriyle daha iyi açıklamıştır.


Burada şöyle bir anekdot paylaşmak istiyorum;


‘Şişme alanı, akıl almaz kısa bir zamanda, olağanüstü küçük bir evreni, makroskobik bir şeye dönüştürdü. (Kozmik şişmenin uzay-zamanın doğumundan sonraki yaklaşık 10-36 saniye ile 10-32 saniye arasında gerçekleştiği düşünülüyor. Bu süre içinde şişme alanı evrenin tamamını 1026 kat büyüttü.) Ardından şişme alanı ve onun temel parçacıkları (inflatonlar) E=mc2 ile bozunarak saf enerjiye dönüştü. Ve bu miktardaki devasa enerji aynı zamanda sıcaklığı yükseltti ve bu Big Bang’i oluşturdu şeklinde düşünülüyor. Ve durum küçük ve büyük sıcaklıkların birbirine bağlanması ile bu mümkün oluyor.’


Burada söylediğimiz küçük sıcaklık hayal dünyamızı biraz zorlayacak türden. 1 Santigrat derecenin 1.000’de biri kadar küçük bir sıcaklık. Bir bakıma küçücük sıcaklık diyebiliriz. Ama farkları yaratan şeyler o küçücük sıcaklıklar arasındaki dalgalanmalar. Yani bir bakıma Evrenimizin devasa boyutlarını reddetmeden onu anlamak için en minimal sisteme kadar inmeliyiz. Kozmos ve Kuantum çok farklı gözükseler de ortak noktaları aynı. Bir sonraki buluşmamızda Kuantum Dünyası’na giriş yapıp bu durumu yavaş yavaş daha somut hale getiririz. Tekrar buluşana kadar kendinize ve evrene iyi davranın. Unutmayın ‘Hepimiz birer mini-kozmosuz ve hepimiz birer yıldız tozuyuz.’


KAYNAK

https://tr.wikipedia.org/wiki/Büyük_Patlama

Evren Avucunda, Christophe Galfard [Black Hole Pyhsics, Valeri P. Frolov, Igor D. Novikov ( Springer, 1998)]

Cosmos, Neil deGrasse Tyson


PlanetYazar: @BatuhanTarım

4 görüntüleme